| Olympos Gezisi |
|
Olympos yerleşmesinin kökenine ilişkin bilgilerimiz yeterli değildir. Ancak Bölgedeki "Lykia" Tahtalı Dağı çok erken zamanlardan beri Olympos adıyla anılmıştır. Dağın 16 km. güneyindeki antik kent dağla aynı adı paylaşır. Ama yerleşme ilk kez İ.Ö. 2. yüzyılda karşımıza çıkar. Bu dönemde kent Lvkia Birliği'ne özgü tipte sikke basar, anlaşılan birliğin bir üyesidir. Olympos İ.Ö. 100 yılına doğru Lykia'nın en önemli kentlerinden biri sayılır. Lykla Birliği üye şehirlerini üç sınıfa ayrılmıştır. Bu şehirler birlik toplantılarında sırasıyla bir, iki ya da üç oy kullanma hakkına sahiptirler. Strabon Olympos'u üç oy hakkına sahip altı kent arasında sayar. Bunlar Xanthos, Tlos, Pınara, Patara, Myra ve Olympostur. Eserini Augustus döneminde kaleme alan Strabon, bu bilgiyi Ephesoslu tarihçi Artemidoros'tan aktarmakta, dolayısıyla kendisinden yaklaşık yüz yıl önceki durumu yansıtmaktadır. Cicero Olympos'u eski bir kent diye anar. Bu sözlere dayanarak, kentin ne kadar eskiye gittiğini saptamak kolay değildir. Bazı bilim adamları Olympos'un Helenistik Dönem kadar geç bir evrede kurulduğunu öne sürmüşlerdir. Ne zaman kurulmuş olursa olsun, doğu Lykia'yı temsil etme konusunda, tarihsel açıdan yakınındaki daha avantajlı zengin ticaret kenti Phaselis karşısında Olympos'un öncelik kazanması şaşırtıcı görünmektedir. İ.Ö. I. yüzyılın başlarında hem Olvmpos hem Phaselis Zeniketes'in buyruğu altındaki korsanlarca ele geçirilip, işgal edilmiştir. İ.Ö. 78 yılında ise Servilius İsauricus Olympos'u korsanlardan temizleyerek Roma topraklarına katmıştır. Artık toprakları (ager publicustur) Roma mülkiyetindedir. Başka bir deyişle özel şahıslara verilebilir, satılabilir ya da kiralanabilir. Bu durum olasılıkla iç savaşların sonuna, Roma İmparatorluğu'nun kuruluşuna değin devam etmiştir. Strabon, Olympos'un "büyük bir kent" olduğunu belirtirken, Cicero da Servilius'un seferi sırasında "her bakımdan zengince donatılmış eski bir kent" ile karşılaştığını bildirir. Korsan işgali altında kalması hiç kuşkusuz eski parlaklığını bir ölçüde söndürmüştür. Roma İmparatorluk Dönemi'nde Olympos yeniden Lykia Birliği'nin saygın bir üyesi olarak karşımıza çıkar. İ.S. II. yüzyılda, birçok Lykia şehrine olduğu gibi Olympos'a da yardım elini uzatan devrin ünlü zengini Rhodiopolisli Opramoas, burada da birçok yapının onarımım yeniden inşasını desteklemiştir. Şehrin en mamur olduğu dönem herhalde bu asır için söz konusudur. İ.S.130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus kenti ziyaret etmiş ve bir süre burada kalmıştır. İ.S. 2. yüzyılda birlik, aldığı bir kararın imparatora iletilmesi için bir Olymposlu'yu elçi seçmiştir. Çok tanrılı inanca sahip olan Olymposlular, önem verdikleri Zeus, Apollon, Athena, Hephaistos için tapınaklar yapmışlar, baş tanrıları Hephaistos onuruna kutladıkları büyük şenliği belirli aralıklarla sürdürmüşlerdir. Zira İ.S. III. yüzyılda korsanlığın tekrar başlaması, sürekli saldırı ve yağmalar şehri tekrar fakirleştirmiş, önemini yitirmesine sebep olmuştur. İ.S. 3 .yüzyılda Solinos'un Olympos'tan "bir zamanlar soylu bir kent idi; ama varlığını sürdüremedi, şimdi yalnızca bir kaleden ibaret" diye söz etmesine karşın aynı dönemde, kent otonom sikke darbetmektedir. Plutarkhos, Pompeius'un korsanlara karşı gerçekleştirdiği seferi anlatırken, ilginç bir bilgi verir bizlere. "Korsanlar," der Plutarkhos, "Olympos'ta garip kurbanlar yapıyorlar ve birtakım gizli ayinler düzenliyorlardı. Bunlar arasında yöreye ilk kez korsanların tanıttığı, günümüzde yaygınlıkla benimsenen Mithras ayinleri de vardı" diye belirtmektedir. Hristiyanlık Olympos'u da içine almış ve Piskoposluk ile temsil edilmiştir. Uzun süre ufak bir yerleşme yeri olarak hayatını sürdüren Olympos, Haçlı Seferleri sırasında Venedik, Ceneviz ve Rodos şövalyelerinin faal oldukları dönemde tekrar aktif bir yaşama girmişse de Osmanlı donanmasının Akdeniz'de kesin üstünlüğünün başladığı XV. yüzyıldan Osmanlı İmparatorluğuna katılmış, daha sonra tamamen terk edilmiş ve unutulmuştur. Olympos şehri, dar bir boğaz şeklinde başlayıp sonra genişleyen ve tekrar daralan, ufak bir dereciğin oluşturduğu vadinin iki tarafında kurulmuştur. Vadinin denize açıldığı ve güzel bir plajla biten ağzında derenin kuzey kısmındaki kayalık üzerinde Olympos'un son dönemini yansıtan Ortaçağ kalesi ve kalıntıları bulunmaktadır. Bu antik kent, Olympos eteklerinde yetişen yüksek nitelikli safranı, Olympos'un yetiştirdiği Lykia Birliğine başkanlık eden (Lykiark) Hoplon oğlu Hoplon ile Romalılarca öldürülen piskopos Methodius ve hepsinden önemlisi Bellerophontes ve Khimaira efsanesinin geçtiği yakınındaki dağda yanıp duran doğal ateşi ile tanınmaktadır. Bugün Olympos kenti ve çevresi Doğal ve Arkeolojik sit alanı olarak koruma altına alınmıştır.
|



